’ABD’nin ipi yakında çekilecek! Çok dehşet şeyler olacak...

'ABD'nin ipi yakında çekilecek! Çok dehşet şeyler olacak ama...'

Araştırmacı yazar Mehmet Ali Bulut, yakında Kuran-ı Kerim’de Nasr suresi ile müjdelenen İnsanların dalga dalga İslam’a koşacağı dönemin geleceğini anlattı. Bulut bu dönemler beraber Tebbet suresi ile işaret edildiği üzere İslam’a karşı duran bütün başların patır patır döküleceğini de söyledi.

14 Kasım 2019 - 11:04

Araştırmacı gazeteci Mehmet Ali Bulut, Haber7 Gündem Masası’na konuk oldu. Haber7 Yayın Yönetmeni Osman Ateşli ve Yayın Koordinatörü Tarık Dağlı’nın sorularını yanıtlayan Bulut, Siyonistlerin genetiği değiştirilmiş gıdalar ile başta Müslümanlar olmak üzere insanlığı hedef aldığını ve kıyameti getirmeye çalıştıklarını söyledi. Kur’an-ı Kerim’deki surelerin dizilişin bahseden Bulut insanlığın Kafirun döneminden çıkıp İza Cae dönemine girdiğini, daha sonrasında gelecek Tebbet dönemi ile İslam’a karşı duran bütün başların patır patır döküleceğini anlattı.

'TÜRKLERİ BU KİTAPTAN KOPARMADIKÇA BİZ ONLARA TAM OLARAK HÂKİM OLAMAYACAĞIZ'

İsrail’in Türkiye üzerine planladığı olaylardan bahsediyorsunuz. Bu durum geçmişte de böyle miydi?

Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki inkılapların amacı Türk milletini Batı için tehdit olmaktan çıkarmaktı. Ne demişti (İngiliz Sömürge Bakanı) Gladstone; 1894’te elinde bir Kur’an-ı Kerim’le Lordlar Kamarasına girmiş, “Türkleri bu kitaptan koparmadıkça biz onlara tam olarak hâkim olamayacağız” demişti. Türkleri Kur’an-ı Kerim’den koparmak için çok ciddi operasyonlar yapıldı. Bunların çoğu da modernleşmek ve Batılılaşmak adı altında yapıldı. “Modernleşirsek ve Batılaşırsak, bu ülkeyi ayakta tutabiliriz” diye inandılar. 1940’larda İsmet İnönü eliyle yapılmış, eğitim sisteminin içine konulmuş şeyler var. Çünkü gördüler ki sisteme rağmen insanlar Kur’an-ı Kerim’den kopmuyorlar. Sistemi çökerterek mankurt yetiştirmeye başladılar. Düşünün, 12 sene İngilizce ders alıyorsunuz ama 'what’s your name'den öteye gidemiyorsunuz. Sistem sana yıllarca matematiği öğretiyor ama içinden bir matematik dâhisi çıkmıyor. Hindistan’da, 18 bin tekstil ustasının, işçisinin eli kesildi İngilizler tarafından. Amaçları, Hint kumaşının İngiltere’de üretilerek bir numara olmasıydı. Eskiden, “sanki mübarek Hint kumaşı” derdik.

Çünkü dünyanın en güzel kumaşıydı ve yalnızca Hindistan’da üretilirdi. İngiltere bunu alıp kendisine götürdü ve bir daha yapılamasın diye kumaşı üreten herkesin ellerini kesti. Ne kadar vicdansızlar... Avrupa Birliği’nin bayrağı kaç yıldızlıdır? 12. Yakup’un 12 çocuğunu temsil eder. 12 havariyi de temsil etmez çünkü esasında 11 havari vardır ve Yehuda ihanet etmiştir. Hiçbir Hristiyan 12 yıldız altında bulunmaz, Yahudi sembolüdür bu. Bu bir operasyondu, yani önce Batı’yı çökerttiler. Şu an Batı, Siyonistler için bir Truva atıdır. Siyonistler Batı’nın gücünü kullanıyor ama niyetleri Batı’ya ait değil. Niyet, Yahudi niyetidir.

'HARUT VE MARUT BÜYÜYÜ İSRAİLOĞULLARINA ÖĞRETTİ'

Sadece Türkiye ve Müslüman coğrafyası üzerinde mi oyunlar oynanıyor?

Tevrat’a baktığımız zaman, “Ey İsrail, senin iyi davranmana, senin idarecilerin mâni oluyor.” İşte bunu görmek lazım. Yahudi devletinin ömrünün uzatılması için iyi davranması lazım. Ama Siyonistler buna izin vermiyor. Yani para babaları ve baronlar illa kendi çıkarlarını dayatmak istiyorlar. Bu dayatmalardan bir tanesi de insanlığı kıyamete zorlamak... İblisler, şeytanlar ve melek dışı her türlü varlıklar, İsrail’in çıkarına hizmet ettiriyorlar.

Bunlardan bir tanesi de büyü. Harut ve Marut denen iki melek insana sihir ve büyüyü öğrettiler. Kime öğrettiler, İsrailoğullarına. Üretmeyi, yiyeceği, gıdayı bitirdiler. İnsan denen varlığı neshetmeye götürüyorlar. Çünkü iblisin yapmak istediği insanı neshetmektir. Ta ki, iblisin buradaki sürgünü bitsin. İmtihan ile birlikte, yeryüzüne sürülmüş bir varlıktır iblis. O malum güne kadar burada. Siyonistlerin kafasını ele geçirmiş, onlar da ona hizmet ediyorlar. Bunu bir Müslüman olarak anlatmak kolaydır. Ayette, “Şeytan ona hizmet edenlere, kendisini inkâr ettirir” deniyor. Şu anda yapılan budur, bir iblis operasyonudur. Bir an önce insanın insanlıktan çıkmasını ve kıyametin kopmasını sağlamak... 

'GÜNEŞ BİR GÜN BİZİM İKTİDARIMIZIN ÜZERİNE DOĞACAK'

Muhyiddin Arabi’nin bir kitabında okumuştum. “Sonunda insan insanı doğuramamaya başlayacaktır” diyor. En son doğanın Çin’de bir ikiz olacağını söylüyor, bir kız ve oğlan. Ama insanların gelmeye devam edeceğini söylüyor. O yüzden bakın, efendi artık Çin’dir. Dikkat edin, Çin’e yönelmeye başladılar. ABD’nin ipi yakında çekilecektir. Efendilik ondan alınacaktır. İngilizlerden ABD’lilere geçti, oradan da Çin’e geçecektir. Çin bu tarafa gelecektir, ama çok daha büyük bir bela ile. Çünkü Mecüc ve Yecüc de onlarla birlikte gelecek. Bu toprakları çok dehşet şeyler bekliyor. Ama güneş bir gün yeniden bizim iktidarımızın üzerine doğacak, Allah’ın izniyle. Ben ölürüm, görmem, ama siz görürsünüz inşallah.

FİTNENİN KARŞISINDA HİÇBİR ŞEY DURAMADI

Dünyanın her bir noktasında felaket diye tanımlayabileceğimiz yüzlerce gelişme yaşanıyor. Anlattıklarınızın bunlarla bir ilgisi var mı?

İlk tevhit kitaplarından biri olan Avesta’da günlerin sonunda Ahura Mazda ile Ehrimen’in bir savaşı vardır. Ehrimen şeytan, Ahura Mazda Rahman’dır. Ehrimen o savaşta, “Fitne” isimli bir askeri meydana çıkarır.  Karşı tarafın askerlerine meydan okur. Önüne gelen herkesi de devirir. Peki, hangi kutsal devrilmedi? Yeryüzünde inkâr-ı uluhiyet fikri hâkim kılındı. Bütün kutsallar yerle bir edildi. Eğer biz efsaneyi yani miti doğru okuyabilirsek, zaten çoğunun gerçekleştiğini görürüz. Bir Müslüman, Hristiyan veya bir Yahudi kendi rızasıyla ahirete inandığı halde vazgeçiyor, dünya lezzetlerini tercih ediyor. Bundan daha büyük fitne mi var? Mitin devamında, Fitne’nin karşısında hiçbir şey duramıyor, en son Ahura Mazda’ya, yani doğrudan Tanrı’ya meydan okuyor.

'GIDALAR VASITASIYLA HORMON DENGESİ BOZULUYOR'

İblisin askeri olan Siyonist askerin, elde ettiği güç ve ilim ile karşısında durabilen hiç kimse yok. O yüzden şimdi doğrudan Tanrı’ya kafa tutuyor, çünkü kıyametin gelmesi niyetinde. Bu yüzden insanı yıkıyor, helalin içinde murdarı yediriyor. Fenni yemin içerisinde mezbahadaki atıklar var. Bunu alıp kurutuyor, toz yapıyorsun, hayvana veriyorsun. Hayvan bunu hazmedemiyor, yağ olarak depoluyor. 1,5-2 yaşındaki hayvanı 3-5 ton gelecek şekilde şişiriyorsun. Pragmatik bakıyorlar, etli olmasını sağlıyoruz diyorlar. Ama bunu sana ilk yaptıran kasıtlı yapıyor. Çünkü bir Müslüman’a sen domuz eti yediremezsin. Murdarı da yediremezsin. Ama sen helal etini murdarla beslemişsin işte.

Tavuk için de aynı şeyi yapıyorlar. 45 günde tavuğa yedirdiği şeylerle 1,5-2 kiloya getiriyor. Kısırlığı buradan sokuyor mesela... Lezbiyenliği tavukla işin içine sokuyor... Çünkü tavuğa östrojen yüklüyor ki yumurtadan dişi çıksın. Sen de sadece yumurtadan dişi civciv çıkacak. Ama sen o eti yediğin zaman erilliktense östrojen taşkınlığı geliyor. Dünyada dört bir tarafta lezbiyenlik ve LGBT çoğalıyor... Daha da çoğalacak. Çünkü bunu gıda eliyle yapıyorlar. Gıdalar, hormonların dengesini bozuyor. Salgı bezlerinin dengesi bozuluyor. 

GDO’LU BUĞDAYI ROCKEFELLER ÜRETTİ

Genetiği oynanmış buğday ve ekmek de çok sık gündeme geliyor bu manada…

1954’te Rockefeller Kolombiya’da tabiatıyla oynanmış buğdayı orada ekip çoğalttı. Bu, dünyada üç yere zorla ekildi: Türkiye, Pakistan ve Hindistan’ın Müslüman bölgesi. Bu kasıtlı bir şey değil mi? Eğer Türkiye’deki buğdayın on tanesini birleştirmezseniz un yapamıyorsunuz. Un yaptıktan sonra da bunun açılabilmesi için sistain adında bir madde ekliyorlar. E-920... Sistain maddesinin içindekini açıklarken, Yakub’un oğlu Aşer’den gıda bahsine değindim. Sistain maddesine “hamur ajanı” diyorlar. 6 saatte mayalanan hamur 1 saatte mayalansın ve açıldığında jilet gibi olsun diye konuluyor. Arkasını gösteren incelikte yufka açıyorlar mesela, bu nasıl oluyor? Sadece kabiliyet mi? Hayır. Unun içinde sistain maddesinden kaynaklı. Hamuru, muşambaya dönüştürüyor. Açabildiğin kadar aç, yırtılmaz. Sistanin; kaz tüyünde, domuz kılında ve siyah erkek saçında var. İnsan saçı, erkek saçı mı yemek istersin, domuz eti mi, kaz eti mi? Türkiye 2012’lerde domuz girdilerini asgariye indirdi. GDO’ya da tedbir koydurdu ama pamuk GDO’lu, buğday ve mısır da aynı şekilde. Bütün tarlaların büyük bir kısmının üzerinde oynama var. Siyonistler bunu neden yapıyor? Çünkü cüce bir ümmet olmaktan kurtulamadılar. O yüzden büyük bir devlet de kuramayacaklar. Hristiyanlığın da işini bitirdiler. Sıra Müslümanlarda. Müslümanlara haram yediremedikleri için, onu da başka yerden vuruyorlar.

'GIDA SORUNU GÜVENLİK SORUNUDUR'

1975’te Dünya Sağlık Örgütü’nün bir raporu var. 'Dünyanın en üretken erkeği Türk erkeğidir. 1 milimetre küpünde 75 milyon adet tohum var.' Şu anda en yiğit, en kabadayıda 15 milyonu geçmiyor. 75 milyon nerede, 15 milyon nerede. Sakatlar da otistikler de artacak. Çünkü ihtimal azaldıkça böyle sonuçlanıyor. Bunları bilerek yapıyorlar. Ne diyor ayeti kerimede, 'Gelir sana iyi şeyler söyler, sen hayran kalırsın. Dikkat et, o en tehlikeli düşmandır. Çünkü seninle bunu konuştuktan sonra nesli bozar.' Şu anda da bu yapılıyor işte. Gıda sorunu aynı zamanda çok büyük bir güvenlik sorunudur. Oradan da vuruluyoruz. 

2018’DE 'İZA CAE' DÖNEMİNE GEÇTİK

Bu kadar olumsuzluğun yanında Kur’an-ı Kerim’in bize müjdeledikleri de var. Onları nasıl değerlendirmek lazım?

Kur’an-ı Kerim’de önce Kafirun suresi, sonra Nasr suresi gelir. Kafirun suresi laiklik çağını veriyor, İslam açısından. “Sen dinine bak, ben dinime bakayım” deniyor. “Leküm dînüküm veliye dîn” kısmı 1826 yılına karşılık gelir. Uzun zamandır İslam “Leküm dînüküm veliye dîn” diyor. Yani laik bir tutum, karışmayın deniyor, onların istedikleri gibi davransınlar. Sonra bu dönemden çıkacağız. Benim kanaatim biz 2018’de bu dönemden çıktık. “İzâ câe” (Nasr) dönemine geçtik. Hemen olmaz tabi. “İzâ câe nasrullâhi ve’l-fethu. Ve raeyte’n-nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ. “İnsanların yeryüzünde İslam’a dalga dalga koştuklarını göreceğiz.” İsterse bu moda şeklinde olsun. Arkasında ne gelecek? Tebbet geliyor. İslam’a karşı duran bütün başların patır patır döküldüğü göreceksin. 8-9 dakika içerisinde bütün Kureyş’in liderlerinin düştüğünü göreceksin. Ardından yer ve göğün Allah’ın nuruyla aydınlandığı dönem gelecek. Kurt ile kuzunun beraber olduğu... Bu da bizim işte adaletle hükmedeceğimiz zamandır, İhlas suresidir. Arkasından müthiş bir devrimle kıyamet çağı geliyor. Felak suresi... Yani Kur’an-ı Kerim’in diziliminde de muazzam bir hikmet vardır.

Termîhim bi hicâretin min siccîl de 1944’te atom bombasının altığı tarihlere tekabül eder. Kur’an her şeyi içeriyor. Bazen remzen bazen de açık. Kur’an bir harfler matrisidir. Harf olarak dizdiğinizde birçok sırrı ortaya çıkarabiliyorsunuz. Lastiğin, asfaltın, DNA’nın filan bulunduğu zamanı bulabiliyorsunuz. Hem de tarihleriyle birlikte. Kur’an da sırlarla doludur, manası haktır, mananın ötesinde ehli hak için başka ipuçları verir. Fetih suresini sonunda eshabın güzel sıfatlarını ve ahlakını anlatan bir ayet vardır. Muhammedun Rasulullah diye başlar. Muhammedun resulullah, vellezine meahu... Kimdir vellezine meahu? Seninle beraber olan kimdir, Hz. Ebubekir. Eşiddau alel kuffari. Onlar seninle beraberler. Onlar küfre karşı şiddetlidirler. Ruhamau beynehum. Kendi aralarında çok merhametlidirler. Kim? Hz. Osman. Terahum rukkean succeden yebtegune fadlen minallahi ve rıdvanen. Seni rızana, Allah’ın rızasını bulmak için gece gündüz ibadet ile meşgul olurlar. Bu sahabeyi anlatır.

Kur’an-ı Kerim sayısız hikmetler doludur ama bunu tam anlayabilmek için de kâinat kitabını iyi tetkik etmeniz gerekiyor. Biz onu terk ettik. Bu yüzden de Kur’an’ı da doğru düzgün anlayamıyoruz.  Bilim artık bize de geldi. Biz bulmuş olmasak da. 

GELECEĞİ TASARLAMAK MÜMKÜN

Dijital çağda inanılmaz gelişmeler yaşanıyor. Daha büyük felaketler bizi bekliyor mu? Bu durum sizi ürkütüyor mu?

Ürküyorum evet çünkü Kur’an’da “hayrete düşürecek işler” deniyor. Bir araştırın bakalım, bugüne kadar herhangi bir tefsirde buna temas var mı? Yok çünkü olamaz.

Şimdi dijital dediğimiz rakamların akmasıdır, başka bir şey değil. Zulkarneyn de o zaman çıkacak. Yecüc ve Mecüc de o zaman çıkacak çünkü bu dijital çağdan itibaren. İnsanı çözdük, kaderi çözdük. Kaderin sarmalını çözdük. O sarmalı çözdüğünüzde cenin ve onun yerini değiştirdiğiniz zaman; urasin ve sitozinin yerini değiştirdiğiniz zaman, insanı başkalaştırabilirsiniz. Avatar, kanatlı insanlar işten bile değil. Şahmeran üretmek hiçten bile değil. Bunlar rahimlerin birbirinden etkileşimleriyle ortaya çıkmıştı geçmişte. Ama bu sefer tamamen yapay olarak gerçekleştirilebilecek durumda. Çünkü bir şeyin dijitale döküldükten sonra değiştirilebilir, dönüştürülebilir ve taşınabilir olduğu çözüldü. Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim anıldıktan sonra üç mesele anlatılır.

Bunlardan bir tanesi geleceğe tasarruf ediyor. Diğeri geçmişe. Bir tanesi mesela, “Ben duvarı örmezsem şu kadar zaman sonra altındaki hazine ortaya çıkacaktır.” Bu geleceği görerek tasarruf yapıyor. Ben bu gemiyi yıkıp deleyim ki bir müddet sonra despot bir kral gelecek ve gemilere savaşçılar toplayacak, ayıplı hale gelsin de almasın diyor. Bunların hepsi geleceği tasarlamaktır. Bu mümkün mü? Evet artık şu an mümkün. Siz bir insanın genetik yapısını alırsınız, daha yumurta ana rahmine düşmeden önce kaşını gözünü tasarlarsınız. İyi bir şey mi bu? Hayır. Bunun neticesinde gelecek olan insanlığın belasıdır. Büyük felaketler getirecek. Bir müddet sonra tasarımsal olarak, şu virüsü yaydığımız zaman, şurada olanların hepsi ölecektir, denecek. Çok basit.

Mesela Sars virüsünü İsrailliler gerçekten Araplar için yaydılar ürettiler. Fakat enteresan bir şekilde gen bir tepki gösterdi ve anlayamadılar. Kimi vurdu? Çin’i vurdu. Ve Çin’e diz çöktürdüler Sars virüsüyle. Şimdi artık onların efendiliğine Çin hazırlanıyor. Çünkü dijital bütün onların elinde. Biz Kur’an bize bunu söylemesine rağmen yapamadık. Şimdi dünyanın neresinde olursa olsun hafızayı sen ancak İsrail’den alabiliyorsun. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İzmirli Firari işadamı FETÖ'ye servet aktarmış
İzmirli Firari işadamı FETÖ'ye servet aktarmış
Soğuk havalarda Candostlarımız için neler yapabiliriz?
Soğuk havalarda Candostlarımız için neler yapabiliriz?