AİLE ŞİRKETLERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Can Çirişoğlu

Can Çirişoğlu

AİLE ŞİRKETLERİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

06 Mayıs 2019 - 07:56

Uzun yıllardır sürekli ekonomik darboğazlardan geçen ülkemizde kriz yönetiminde ciddi deneyim kazanmış bir yönetici kadrosu yetişti. Birçoğu yurtdışına ihraç olan yetenekli yöneticileri tutabilen şirketlerimiz önümüzdeki dönemde varlıklarını korumak adına avantajlıdır. Aile şirketlerinde yeni kuşaklarla eskilerin buluşması bir anlamda yaşam sigortasıdır. Ancak önümüzdeki süreç için olumlu görüş bildirmemiz oldukça zor! Bu nedenle Mayıs 2007’de bir sektörel dergiye verdiğim röportajı, aradan 12 yıl geçmiş olmasına rağmen, geçerliliğini yitirmediği hatta birçok aile şirketi için bugün çok daha yararlı olacağına inanarak tekrar paylaşıyorum.

S: Aile şirketlerinin uzun ömürlü olması için neler yapılabilir?

CÇ: Aile şirketlerinin kültürü aile kültürü ile benzeşir. Uzun ömürlü şirketler çevredeki değişime duyarlı, güncel gelişmelere açık olmayı başaranlardır. Varlıklarını sürdürmek adına kurumsal yapının oluşturulması, yönetsel ve teknolojik gelişmelerin takip ederek bünyelerine uyabilecekleri uygulamaları gerektiğini öğrenmişlerdir.

S: Aile şirketlerini tehdit eden faktörlerin başında neleri görüyorsunuz?

CÇ: Günün gelişen koşulları içerisinde kendisindeki eksikliklerin farkında, şirketlerinin geleceğine yatırım olarak çocuklarının en iyi koşullarda eğitim almasını sağlayan ebeveynler yetki devri aşamasında aynı kararlılığı göstermedikleri takdirde her şey anlamsızlaşıyor. Bu noktada iki tehdit algılıyoruz: birincisi yönetim değişiminde yaşanacak olası yönetsel anlayış farklılığından kaynaklanabilecek kuşak çatışması; ikincisi birden fazla ailenin ortaklığı olan şirketlerde işe uygun adam seçiminden uzaklaşılmasıdır.  

S: Gelecek kuşakların başarılı olması için ne yapmaları gerekiyor?

CÇ: İşletmenin her dönemde sürekli gelişerek sürdürülebilir olmasını hedefleyen aile içi insan kaynağını geliştirici bir kariyer yönetimi modeli uygulanması gerekir. Kuşaktan kuşağa geçişte çatışmayı engelleyecek yol göstericinin varlığında ülke ekonomisi adına yararlı olacak işletmelerin yaşam süresinin uzaması, ekonomiye katkısının artması ve ekonomik değerini büyütmeleri beklenir. Bu amaçlara uygun geliştirdiğim Gelecek Kuşaklar Yönetim Modeli olarak yönetim devrinin gerçekleşmesinde tarafların ortak hedefe kendi açılarından eş zamanlı yaklaşmalarını sağlar.

Aile şirketlerinde anayasa uygulamalarına çok fazla anlam yüklendiğini söylersek hata yapmış olmayız. Dinamik organizasyonlar içerisinde özellikle geçiş kuşağı olarak tanımlayabileceğimiz 1988-2000 doğumluların nitelikleri proaktif yaklaşımı geçerli kılıyor. Sürekli var olmanın sırrı geçmişin her gün artan deneyimi ile geleceği yakalamak adına güncel teknoloji yatırımı ve insan kaynağının yeteneğini geliştirip üretebilirliği arttırmaktan geçiyor. İnsan Kaynağı ile açık, net, anlaşılır iletişimi onlarla aynı lisanı konuşacak yöneticiler kurabileceklerdir. Kuşaklararası çatışmanın temelinde bu dil bir anlamda kültür ve yaşam farklılığı yer aldığından uygulamada modelimizde değişim önemli bir yer tutuyor. Aile bireyleri ile birebir çalışmaların yoğunlukta olduğu modelin uygulama süresi için işletmenin bir Kariyer Yönetim Planı olup olmadığı ile aile bireylerinin nitel ve nicel özellikleri de etkili olduğundan yaklaşık bir yıl denilebilir. 

S: Ekonomik durgunlukların yaşandığı dönemlerde nasıl bir şirket politikası uygulamayı önerirsiniz?

CÇ: İçinde bulunduğumuz koşullara bakılınca aslında değişken, belirsiz, karmaşık, muğlak özetle bir VUCA sürecinden geçtiğimiz gerçek. Yöneticiler gelişen teknoloji ve değişen yönetim anlayışlarından rahatsızlık duyarlar. Bunların yanında bilinmezliklerin oluşturduğu riskler, verilerin işlenmesinde yeterli eleman eksikliği, iş yapma alışkanlıklarının değişmesi, organizasyon yapılarının çeşitlenmesi, sosyal medyanın gücü ve siyasi belirsizlikler tedirginlikleri gün geçtikçe daha da arttırıyor. Tüm bu olumsuzluklara karşın müşterilerin beklenti ve isteklerine uygun inovasyonlar için şirket kaynaklarının verimli değerlendirilmesi durgunluk dönemini fırsata dönüştürebilir. Şirketlerin böyle dönemlere hazırlıklı olmalarında güçlü Müşteri İlişkileri Yönetimi daha doğrusu Müşteri Odaklı İşletme Yönetimi uygulamaları önemli rol oynar.

Son Yazılar