İNSAN VE ŞEHİR
Can Çirişoğlu

Can Çirişoğlu

İNSAN VE ŞEHİR

09 Şubat 2019 - 13:42

Merhaba uzun zamandır sanal ortamda paylaşımlar yapıyorum. Dün akşam internet gazetesinde sürekli yazı yazmam için teklif gelince bir an tedirgin olduğumu samimiyetle paylaşmalıyım. Önceden beri severek yaptığım radyo ya da televizyon programları gibi bilgiye dayalı fikir ve görüşlerimi paylaşmanın farklı bir yolu olduğunu düşünerek denemeliyim dedim. Ve bugün ilk yazımla karşınızdayım.

Halen Kanal EGE TV’de sürdürdüğüm Dijitalleşen İnsan Kaynağı programımın son iki bölümünde konuklarımla Akıllı Şehir ve İnsan temalarını işlemiştik.

Diderot, insanı “hisseden, düşünen, dünya üzerinde özgürce dolaşan, hükmettiği bütün diğer canlıların başında görünen, toplum içinde yaşayan, sanatı yaratan, bilimi icat eden, kendine özgü iyilik ve kötülüğü olan, kendine efendiler oluşturan, kanunlar yapan bir varlık” diye tanımlamış.

“İnsan nasıl düşüneceğini, nasıl yaşayacağını ve nasıl mutlu olacağını sorgulayarak kendini tanıyıp gelişir” görüşünü paylaşan Sponville yaşamın dönüşümüne paralel bireysel değişimi işaret eder. Değişen koşullara uyum sağlamakta bukalemunun içgüdüsel ya da yaradılıştan gelen kalıtımsal birikimiyle yaptığını aklımızı kullanıp başarmak varlığımızı sürdürmenin yoludur. Bu noktada dikkat edilmesi gereken insanı insan yapan temel nitelik, ilke ve değerleri yitirmemektir.

Theodore Roosevelt’in Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır” derken doğru ve iyi olan bilmekle yapmak arasındaki farkı giderecek olanın insanın karakteri olduğunu söylemektedir.

İnsanın değeri karşılığı hakkettiği yaşamı sürdürmesi iklim değişikliği, küresel ekonominin bozulması vb çevresel koşullar altında gittikçe daha da zorlaşıyor. İlk üç sanayi devriminin geri kalmış ülkesi olarak hızla ilerleyen dijital dönüşümü teknolojinin içinde doğmuş genç nüfusun yoğunluğu ile fırsata çevirebiliriz.

Dijital dönüşümle yaratılacak insan odaklı akıllı şehirler Martin Luther King’in “insanca yaşamak” hakkını kentlilere verecektir. Son yıllarda kırsaldan kente kitlesel göçün etkisiyle gettolaşan şehirlere yeni projelerle format atılmasının zamanı geldi de geçiyor.

Victor Hugo’nun prensesi “İzmir” geçmişteki cazibesi ve ihtişamına kavuşmanın özlemini duyuyor. Biliyoruz; ne o güzelim yalılar geriye gelecek, ne doğa, ne de samimi sımsıcak komşuluklar! Ancak Ege Bölgesinin kalbi İzmir elimizdekileri de yitirmeden tarihsel, doğal, kültürel zenginliklerini ön plana çıkarıp yeniden doğacak güce sahiptir.

Kontrolsüz güç güç değildir! Onun için, bu muazzam gücü yönetecek, yönlendirecek kentten yana yöneticiye gereksinim vardır. Önümüzdeki yerel seçimler İzmir için yönetsel anlayışı değiştirip Türkiye’ye örnek olacak bir kent yönetimi döneminin başlangıcı olabilir. Bunun anahtarı da Büyükşehir Belediye Başkanının çok yüksek bir oy oranı ile seçilmesidir. Ancak halkın güvenini aldığını gösteren bir Başkan tüm yetkileri kanun gücüyle elinde toplayan en üst makama karşı kent yararına yapılacakları kotarabilir.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar