JOHN ROCKFELLER'İN HİKAYESİ: İNANÇ-ÖZGÜVEN-ŞANS
Can Çirişoğlu

Can Çirişoğlu

JOHN ROCKFELLER'İN HİKAYESİ: İNANÇ-ÖZGÜVEN-ŞANS

20 Şubat 2019 - 20:39

Başlığı okuyunca bir kariyer öyküsü paylaşacağımı düşünmüş ollabilirsiniz Ancak, sizlerle yaşanabilecek kadar gerçek ve ilginç bir tesadüfü paylaşacağım.

İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İş adamının yakınmalarını dinledikten sonra “Sana yardım edebilirim” dedi. Çek defterini çıkardı. İş adamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: “Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al” dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.

İş adamı elindeki çeke baktı. 500.000 dolar tutarındaki çekte imza John Rockefeller’e aitti, yani o gün için Dünya’nın en zengin adamına. Biran tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim diye düşündü. John Rockefeller'e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama o an neden olduğumu bilmediği bir dürtüyle çeki bozdurmaktan vazgeçti ve çeki kasasına koydu.  

Çekin kasasında olduğunu bilmenin güveninin yarattığı iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti. Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu.

Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacaktı ki; bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladığında “Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir” dedi. “Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor” diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip birlikte uzaklaştı.

İş adamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. İşte o anda hayatının akışını değiştiren şeyin para olmadığını fark etti.

Hayatını değiştiren yeniden kazandığı özgüven ve inançtı. Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda var olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok! Size gerçek bir hikaye demiştim ama bana göre de size göre de gerçek olamayacak kadar abartılı bu hikayeye iş adamı inanmayı tercih ederek başarmıştı. O zaman acaba inandıklarımızın gerçek olması ya da olmaması önemsiz mi? Başarı gerçeğin değil inandığının ya da hayalini peşinde koşarak mı kazanılıyor? Bildiğim tek şey başarı şans işi değildir. Çünkü şans yetişmiş kafalara yardım eder. Onlar karşılarına çıkan fırsatları değerlendirecek bilgi ve deneyim birikimine sahip olanlardır...

Yunanlı filozofa sormuşlar: “Şansa inanır mısınız?”. Cevabı son derece net olmuş: “Şansa inanmasıydım, sevmediğim insanların başarılarını nasıl izah ederdim!”

Son Yazılar