SEÇİLİNCE HER ŞEY BİTTİ SANANLAR...
Can Çirişoğlu

Can Çirişoğlu

SEÇİLİNCE HER ŞEY BİTTİ SANANLAR...

05 Nisan 2019 - 11:31

Dijitalleşme devriminden konuşurken ülkemizde yaşanan değişime de dikkat çekmeye çalışıyorum. Çevremize baktığımızda gördüklerimiz çok değişmiyormuş gibi görünebilir ancak görünmese de bir çok şey değişiyor. Bizlere düşen iki şey var: yaşanan değişime uygun biçimde bizi biz yapan değerleri koruyarak dönüşmek ve de demokratik haklarımızı kullanırken değişimi görünür kılacak biçimde aklıselim tercihlerimizi ortaya koymak. Şu anda kurumları yönetenler o kurumları benimseyen bireylerin hem düşünce hem yaklaşım hem de uygulama yönünden gerisinde kalmış durumdalar. O zaman gelecekte başımızı vurmamak için yapacağımız iş kurumlara çağın gereksinimlerini karşılayabilecek uygun yöneticileri seçmektir ki, bunu her türlü zorlamaya karşın büyük oranda gerçekleştirdiğimize inanıyorum.

Adaylara baktık. Değerlendirmemizi söze olduğu kadar öze bakarak yapmaya çalıştık. Şimdi izleme zamanı! Seçim sonrasındaki söylemlerini, eylemlerini göreceğiz. Görmekle de kalmayıp seçim öncesindekilerle karşılaştırarak ya kendimizi doğru seçimimizden dolayı kutlayacak ya da tabir yerindeyse “elimiz kırılsaymış” diyeceğiz…

Aslında sanırım bu Mevlana'nın "Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün!" deyişinin siyasette karşılığını bulup bulmadığının da göstergesi olacak! Neden bir insan kendisini olduğundan farklı gösterme çabası içine girerek enerjisini yararlı işlerde harcamak varken diğerlerini aldatmak için tüketsin ki! Nasıl olsa eskilerin dediği gibi yalancının mumu yatsıya kadar yanmayacak mı?

Ağzımdan çıkan sözü geri alamayacağımı da biliyorum. O zaman farklı ortamlarda farklı söylemlerde bulunarak politika (çok yüzlülük) yapmaya ne gerek var? Gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır. Sarımsağı gelin etmişler kırk gün kokusu çıkmamış ama ya sonra…

Kendin gibi olabilmek için önce kendini tanımak gerekir. Ne yazık ki; bu çok yüzlüler kendilerini tanımıyorlar! Laf aramızda çevrelerindekiler onları kendilerinden daha iyi tanıyorlar, özellikle de zaaflarını çok iyi biliyor ve kullanıyorlar. Kendilerini gerçekten tanıyamamalarına ise kontrol edemedikleri egoları yol açıyor. İd-ego-süper ego rüyalarımıza bile anlam katıyormuş. O zaman diyorum ki; acaba böyle aşırı ego sahibi insanlar hep rüyalarda yaşıyor ve diğerlerini o rüyalarda tek sözleri ile yönlendirecekleri bendeleri olarak mı görüyorlar?

Seçilenler için şimdi çalışma zamanı! Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz…

Unutulmaması gereken; Atatürk'ün kurduğu bağımsız cumhuriyetin her demokratik kurumu kişilerin özgür iradeleri ile karar verip tercihlerini ortaya koymaları sonucu oluşan geleneksel yapılardır. Biz gerektiğinde seçtiklerimize karşı da bu yapıları nasıl korumamız gerektiğini damarlarımızdaki kan ve ilkelerimiz gereği gayet iyi biliriz! İzleyip göreceğiz...

 

Son Yazılar